4 Nisan 2012 Çarşamba

Leziz



Bu aralar Yağız Enes'in de benimde takıntılı olduğumuz çorbamız Ezogelin.
Bir kaç hafta önce bir arkadaşım geldiğinde bende yaptığı bu tarifin tadı damağımda kaldı ve aklıma geldikçe koyuyorum tencereyi ocağa.
İlk yapışta bol tuzlu, ikinci yapışta tuzsuz denemelerim sonunda elim alıştı sanırım.
Her evde vardır bunun tarifi ama karşılaştırma yapmayı sevdiğimden benim gibi düşünen vardır diye tarifini vermek istedim. Şimdi başlayalım;

Malzemeler;

1 adet soğan
1 adet havuç
2 diş sarımsak
1 su bardağı mercimek
1 tatlı kaşığı bulgur
1 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı salça
1/2 çay bardağı sıvı yağ
2 yemek kaşığı yoğurt
2,5 yemek kaşığı un
Su
Tuz
Karabiler
Pulbiber
Nane

Çorbamızın yapımı 3 aşamalıdır. Öncelikle birinci aşama;

Tencereye tereyağımızı koyuyoruz. Rendelediğimiz soğanları hafif kavurup havucuda ekliyoruz ve kavurmaya devam ediyoruz. Bu arada sarımsaklarımızıda içine atıyoruz. 



Ardından kırmızı mercimek ve bulgurumuzu ilave ediyoruz biraz kavurduktan sonra göz kararı sıcak suyumuzu ekleyip kaynamaya bırakıyoruz.  Çorbamızın birinci aşaması tamamlanmış oluyor. 







Çorbamızın ikinci aşamasına geçiyoruz. 

Küçük bir tavaya sıvı yağı koyuyoruz, unu ilave edip kokusu gidinceye kadar kavuruyoruz ve ardından salçayı ilave edip kavurmaya devam ediyoruz.  Kavurma işlemimiz bittikten sonra top top kalmaması için kaynayan çorbamıza 1/2 bardak soğuk su ilave ediyoruz daha sonra unu ilave ediyoruz. Bir taşım kaynatıyoruz.



Çorbamızın son aşamasına geçiyoruz.

Yoğurt, tuz, karabiber, pulbiber, nane'yi bir kasede karıştırıp sos haline getiriyoruz. Bu karışımı çorbamıza ilave etmeden önce 1/2 bardak soğuk su ilave ediyoruz karışımı ilave edip 5 dakika kaynatıyoruz ve çorbamız hazır. 



Afiyet olsun :)



Eğitim Şart!


Çoook uzun bir ara!
Evet uzun uzun aralardan sonra yazmak geliyor içimden dalıyorum klavyeme.


Aylardan Nisan, önümüz yaz ve biz tuvalet eğitiminde yeni bir başlangıç yaptık. Daha önceki birkaç denememiz hüsranla sonuçlanmış bizde ertelemiştik.

Nurturia anneleri sağolsun 1 Nisan kararı almışlar ve dönmek yok deyip yola koyulmuşlar, bizde yoldaş olalım dedik. 

Gündüz herhangi bir sıkıntı yaşamadan tuvaletimiz gelir gelmez haber verebiliyoruz fakat öğle uykusu veya gece yatarken altımızı bezliyoruz. Uyandıktan sonra bez kontrolünü hep büyük merakla yapıyorum ama malesef gece
den sabaha kadar bezimiz tam dolu bir şekilde oluyor. 

Neyseki gelişme var diyip aynen devam ediyoruz. 

S.S.

20 Eylül 2011 Salı

Yaş 3`e 4 kala..

Geç mi kaldım yoksa tam zamanımı anlamadım ama eminim geçirmiş olanın gülerek hatırladığı anısı geçirmemiş olanın ise korkulu rüyaları vardır..

Konu mu? Tabiî ki tuvalet eğitimi!

3. yaşımıza şurda 4 ay kaldı ve biz hala geldi mi? gelecek mi? Ha geldi koşşş yok olmadı sonra deyip hüsranda ayrılmalar banyodan. Hiç aklıma gelmezdi banyodan ayrılırken bu kadar üzgün olacağım..

Özellikle bu gün.. Dalgınlığıma gelmiş olacak ki internetten o kadar araştırıp tekrar tekrar okuyup ezberlediğim makale, blog yazısı, haber vs. olmasına rağmen kaka ile çişi aynı anda öğrenemeyecek olan çocuğun tam kaka saatinde altına alıştırma kilotu giydirip bırakmak…!

Malum hepiniz tahmin edersiniz, salondan banyoya kadar alıştırma kilotundan her adımında yere akan şeyi!

Bu durumlarla karşılaşınca insanın hevesi bir kere daha kırılıyor pes edesi geliyor.

Dr. Sabiha Paktuna Keskin`in söylediği gibi; ‘’Çocuğunuz zamanı gelince kendisi bırakacaktır, baskı yaparak veya eskiden büyüklerinizin yaptığı cezalandırıcı tavırlarla öğretmeyin, bekleyin!’’ dediği aklımdan çıkmıyor.

He bu arada bu bekleme sırasında büyüklerden işittiğim azar cabası!
-          Çocuk 3 yaşına geldi artık bırakmanız lazım
-          Önümüz kış ayı çocuğa nasıl bıraktırmayı düşünüyorsun? Zatüremi yapacaksın!
-          Anneye neden çiş demiyorsun pipini kesiyim mi? (Ki en kızdığım)

Gene de her şeye rağmen beklemek en iyisi sanırım.. Bakalım nereye kadar?

S.S.

15 Mart 2011 Salı

Bir pazar sabahı

Antalya'da yaşayanlar bilirler Çakırlarda kahvaltı keyfini.. Tam bir köy havası, yeşillik, çardaklarda yerlere serili minderler ortasında bir sofra ve gelsin gözlemeyle bazlamalar :)

Bizde pazar gününün yazdan kalma havasını değerlendirdik ve çakırlara gittik. Tabi bu durum Yağız Enes'in acaip işine geldi. Hızlıca yaptırılmış bir kahvaltı sonunda soluğu parkta alındı.






Kahvaltı sonrası sürekli ev içinde olduğundan toprakla oynamasını istedim saldım çayıra :)






Oyun sonunda hevesle standartın dışına çıkıp temiz hava ve yorgunluk sayesinde 3-4 saat uyur desemde hiç sektirmeden 1,5 saat sonunda uyandı.

Neyseki güzel bir hafta sonu geçirdik.

Henüz Çakırları keşfetmeyen varsa veya bir ara Antalya'ya yolu düşeceklere tavsiye edebilirim :)

11 Mart 2011 Cuma

Blogger oldu wordpress!

Neymiş blogger`in kendini bilmez birkaç kullanıcısı Lig tv maçları yayınlıyor diye Digitürk`ün kazandığı mahkeme sonucu evinde veya iş yerinde sevdikleriyle güzel paylaşımlara kucak açan hanımların tüm el emeği göz nuru elinden alınıyor! Olacak işmi bu..
Tabi konu böyle olunca tüm hanımlar gene çözüm yolları aramaya başladılar.

Blogger`daki tüm bilgileri wordpress`e yedeklediler. Görüntü itibari hoşa gitmesede yılların birikimini 1-2 dengesiz yüzünden çöpe atmayı kimse göze almaz tabi..

Nurturia`a üye bir arkadaş blog taşımayı çok güzel anlatmış. ( Blog taşıma )

Her nedense izlediğim başlıklardaki arkadaşlar taşıma işlemini gerçekleştirirken bende yapma gereği duydum ve yaptımda.

Bizimde yeni adresimiz (Daha doğrusu yedek adresimiz)


Görüntü hoşa gitmiyor, bloggerdeki o rengarenk sayfadan sonra direk bu sayfa tuhaf oluyor..

Tabi taşıma işlemini gerçekleştirmek istemeyen arkadaşlar ise DNS ayarlarını değiştirmekten yana kullandılar çözümlerini. Eğer o yolu kullanmak isterseniz;

156.154.70.22
156.154.71.22

Ben her iki yoluda denedim şuan blogger çok rahat açıyor fakat genede dediğim gibi eski kayıtlarımın kaybolmasını istemedim.

Bakalım ilerleyen günlerde tercih mi yapacağız yoksa paşa paşa wordpress'mi kullanacağız hep beraber göreceğiz.

S.S.

25 Ocak 2011 Salı

Yaş 2!


Evet artık yaşımız 2 :)



Ailemizle güzel bir doğumgünü daha geçti başımızda. Daha nice nice doğumgünleri kutlarız inşallah. Artık iyice geliştik. Değişikliklerimiz ise,


- Sofraya bizimle birlikte oturuyor. Yese de yemese de..


- bardağı tekbaşına kullanabiliyor


- Evde sürekli ufak arabalarıyla haşırneşir oluyor..


- Kendi başına merdivenleri inip çıkabiliyor.


- Gün içinde muhakkak uykuya dalar ve o saat geçince de durdurulamaz bir çocuk olur,


- En sevdiği çizgi filmler kayu(Özellikle), artur, pepe, çufçuflar..


- Babasıyla evin içinde top oynuyor..


- 3 tekerlekli bisikletine biniyor fakat pedalları henüz kullanamıyor


- Kalemi kullanabiliyor, derginin sayfalarını kendi çevirebiliyor..


- iki - üç kelimeyi bir araya getirip cümle kurabiliyor.


- istenildiğinde saçını, ağzını, burnunu, kulağını, ayaklarını, ellerini hatta pipisini gösterebiliyor.


- Fotoğraflardan annesini, babasını ve kendini, dedesini, nenesini tanıyor.


- Ağlama numaraları yapıyor.


- doğumgününde pastasının mumlarını bile artık kendi üflüyor.


ve daha birsürü şey :)

Nice Mutlu Yıllara Oğlumm :)